...AnaSayfa...Seçmece.....Fıkralar...ilginç Konular...ilginç Sözler...Güzel Sözler...Zorluklarla Mücadele...
Bu Sayfada; HINCAL ULUÇHukuk
önünde kadınlarla eşit miyiz?..,HAKKI YALÇIN Ölü Bebekler, HÜSEYİN H. SERDAREcyat Kalesi, Sevda Tepesi ve Gurur,.Nazif Okumuş Halaçoğlu
Hoca doğruları söylüyor ,BEHİÇ KILIÇVatan toprağına bak!,HULKİ CEVİZOĞLU SALDIRANLAR
ARASINDA ABD ASKERİ VAR MIYDI?,MEHMET ŞEVKİ EYGİ Vicdansız
Müslümanlar!..
Reha Muhtar Çapkın kadınlar,Necati Doğru Ar damarı çatlamış “Çalık’lamacı” havası!,Sebahattin ÖnkibarÖnder Sav'ın Müslümanlığı mı,
AKP'nin İslamcılığı mı?
|
SABAH Gazetesi HINCAL'IN YERİ 20 Nisan 2005 Hukuk önünde kadınlarla eşit miyiz?.. Başlıktaki soruya şaştınız herhalde.. Çünkü
genel kanı bu ülkede kadınının ezildiği şeklindedir. Acaba öyle mi?..
Hatta tersine aslında erkeklerin eşit olmak için feryatları gerekmez mi?.
Hani Anayasamız " Kanun önünde her vatandaş
Türk eşittir " diyor ya.. |
|
T Ölü bebekler *** |
|
Ecyat Kalesi, Sevda Tepesi ve Gurur Suudi Krallığının akıl dışı uygulamalarından birini 2002 yılında görmüştük. Hicaz Valisi Osman Paşa tarafından mübarek toprakları korumak için Bülbül dağında Kabe'ye hakim görüntüsü olan eski kale "askeri mimariye" uygun bir şekilde düzenlenir. Bülbül dağı Mekke'nin en yüksek arazisidir ve kale dış surlarıyla birlikte 23 dönümdür. *** Kral hazretleri Arabistan yarımadasındaki Türk izlerini sile sile gelip kaleye dayanır. "Hacılara ve Mescid-i Haram'a hizmet için Kaleyi yıkılacaktır." Kale de, belli bir dönem Türk mimarisini yansıtan, "insanlığın ortak kültür mirası" olarak değerlendirilen bir eserdir. *** Kepçenin kahpe vuruşları başladığında konuyla ilgili Bursa Hakimiyet' te bir makale yazmıştım. 2002 yılının sonlarına doğru Kale' ye dozerler dayanınca Kültür Bakanlığımız UNESCO nezdinde olayı protesto etmiş, ayrıca Suudi Elçisini de uyarmıştı. Ne çare !.. Çok katlı Oteller hızla gökyüzüne uzandı, hizmete hazır hale getirildi. *** Türk'ten hoşlanmayan zihniyet Türk eserlerinden hoşlanır mı ? Yine bu Suudi zihniyeti yıllar önce Mescid-i Haram'a atalarımızın yaptığı bölümleri, revakları yıkmaya teşebbüs etmemiş miydi ? Ama o zaman Türk kamuoyu, yönetimi ayağa kalkınca Kraliyet geri adım atmıştı. Fakat Ecyat kalesi birkaç günde yerle bir edildi ! *** Şimdi aynı kral hazretleri eteklerini tuta tuta İstanbul'da Boğaziçi'nde Saray yapmaya uğraşıyor. Merhum Özal zamanında, 1984 yılında "Prens Abdullah Bin Abdülaziz" e satılan "Sevda Tepesi" için kıyamet kopuyor. İstanbul Belediyesi, "aman Kralı darıltmayalım" diyerek burasının imar durumunu değiştirmek için çareler arıyor. Bulurlar… *** Dış İşlerinden bir Allah'ın kulu ; "Haşmetmeap, Ecyat Kalesini niçin yıktınız, benzerini bir yere yaptınız mı" diye sormuş mudur ? Ya da, Başbakanlıktan bir yetkili durumu hatırlatıp inceden inceye bir fırça kaymış mıdır ? Ne gezer !… *** Görgüsüz Kral ailesine Türkiye'nin altın anahtarını vermedik o kadar. Etrafında pervane olduk. *** Halbuki bu zat-ı muhteremler, Türk milletine ne gözle baktıkları bilinir. Bütün hayvanatları bile bize üstün tutarlar, Osmanlıya ihanet edenleri de taltif ederler. İsyan sırasında İngiliz ajanı, Türk düşmanı Lawrence' in Cidde' de bir süre oturduğu evi tamir ettirip girişine de "Bu ev, Osmanlıya karşı bağımsızlık savaşı veren Suudilere yardımcı olan İngiliz asıllı Thomas Edward Lawrence tarafından karargah olarak kullanılmıştır." diye yazdıran da bunlardır... Şimdi bu ailenin fertleri için yasalarımızı, yönetmeliklerimizi ayaklar altına alacağız. Hadi diyelim ki bu Arap şeyhleri densizce işler yapıyor, uyarılara aldırış etmiyor. Peki, bizim yöneticilerimiz olanlara aldırmıyor mu ?.. *** Ne oldu "Devlette devamlılık vardır" ilkesine ?.. Sordunuz mu Suudi şeyhine, sordunuz mu hesabını ? 2002 de Kültür Bakanlığının başlattığı takibin sonucu ne oldu ? Yoksa, dolarlar ve ortaklıklara feda mı ettik gururumuzu !.. |
...AnaSayfa...Seçmece.....Fıkralar...ilginç Konular...ilginç Sözler...Güzel Sözler...Zorluklarla Mücadele... |
|
22 Ağustos 2007 Nazif Okumuş Halaçoğlu Hoca doğruları söylüyor İlim adamlarının da siyasetçiler kadar halk dalkavukluğu dediğimiz popülist davrandığı günümüzde; şükürler olsun ki, helal süt emmiş bir memleket evladı, üstelik en hassas konulardan birinde, gerçekleri takır takır sıraladı. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar atasözü hesabı, bazı Kürtler'in aslında Türkmen, bazılarının da Ermeni kökenli olduğunu söyleyen Türk Tarih Kurumu (TTK) Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu da fincancı katırlarını ürkütüp karşısına aldı. Önce, Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu'nun, Kayseri'de düzenlenen "Türk tarihi ve kültüründe Avşarlar" konulu sempozyumda söylediği ve medyanın ağırlıklı kısmı ile dinlediğini anlamayan, çarpıtanların hop oturup hop kalktığı o tespitleri özetleyelim: "-Ben 'Bütün Kürtler Türk'tür' demedim. Ama, belgelere göre, bazı Kürtler'in, Osmanlı arşivlerindeki kayıtlarıyla soylarının ortaya çıktığı söyledim. Mesela, tehcirden (sürgün) kurtulmak için kendini Kürt Alevi olarak tanıtan pek çok Ermeni vatandaşımız var. Yapısal olarak ve kaynaklara göre, Türkmen asıllılar var. Merak edip gelen ve soyunu öğrenmek isteyen Kürtler'in içinde, 24 Türk boyundan birine mensup çıkanlar çok fazla... Ben bunlardan bahsettim. Belgesiz ve bilgisiz konuşmam.
Tersini öne süren ve karşı çıkanların bilimle alakalarını da halkımız
bilir." İftiracı işbirlikçi 19 Eylül 2007 TAKVİM GAZETESİ Kendilerini
Türk diye tanıtmaktan kaçınıp Başbakan Recep Tayyip Erdoğan gibi
"Türkiyeli" görünmekten hoşlanan medyadaki İsmail Türüt feveranı
sürüyor.
|
...AnaSayfa...Seçmece.....Fıkralar...ilginç Konular...ilginç Sözler...Güzel Sözler...Zorluklarla Mücadele... |
|
|
|
|
|
Vatan toprağına bak!13.09.2007 Tercüman Gazetesi BEHİÇ KILIÇ MUĞLA, Yatağan Ortaca’ya
bayrak çeken Alman’ı kollayan devletin yargıladığı vatandaşlarımızı
yazmıştık... |
|
|
|
SALDIRANLAR ARASINDA ABD ASKERİ VAR MIYDI? Neredeyse her hafta, çok iyi yetişmiş 10-15 komando askerimizi
şehit veriyoruz. |
|
VİCDANLI, merhametli, şuurlu (bilinçli), ahlâklı, faziletli, mürüvvetli
Müslümanlar!.. Bu yazı sizleri hedef almıyor, üzerinize almayın,
üzülmeyin, hattâ okumayın bu satırları... Bu yazı vicdansız ve daha
nice... sız Müslümanlar için yazılmıştır. Arzu ederlerse okurlar, ibret
alırlar, düşünürler... Arzu ederlerse bana hakaret edebilirler.
Eyvallah... |
Reha Muhtar rmuhtar@gazetevatan.com 27.04.2008
Çapkın kadınlar
Bir erkeğin beraberindeki kadını “okumasıyla”, o kadının kendi hayatını “yazması” birbirinden çok farklıdır... Bir kadın, erkeğe uzun süreli tavır yapıyorsa altında mutlaka “okunması gereken” farklı bir hal vardır... Kadın-erkek beraberliklerinde ilişki belirli aralıklarla devam ederken kadın eski sıklıkta aramıyorsa, durumun mutlaka önemli bir nedeni vardır... Büyük olasılıkla da bir başka erkek piyasada dolaşmaktadır... *** Erkek takımı hayatta empati yeteneğinden fazlaca yoksun olduğundan, kadının aramasındaki seyrekliği “şerre” yormaz, “hayra” yorar... “İşi vardı aramadı...”, “arkadaşlarıyla buluşmuştu vakit bulamadı...”, “ailesiyle beraber olacaktı, zaman bulamadı...” gibi fazla derine inmeyen, kendini aldatan zevzekliklerle rahatlar... Oysa bir kadının bir erkeğe duyduğu ilgi, onu sürekli kontrol etmek istemesinden anlaşılır... Aslında sürekli kontrol, kadının tek ilgisinin o erkek olduğunu kesinlikle göstermez ama kontrol yoksa ilgi zaten hiç yoktur... Erkek boşuna heveslenmemelidir... *** Neyse bir kadın ailesini, arkadaşlarını, işini gücünü, bahane edip aramaları seyrekleştirmişse; ya gözüne kestirdiği, ya kafasına taktığı, ya da yakında hayatını değiştirmek üzere kendini hazırladığı bir durumu mutlaka vardır... Çünkü kadınlar erkekler gibi değildir, bir kaç işi bir arada yapabilme yeteneğine zaten haizdir... Bu özelliğine rağmen telefonlar seyrekleşmişse, buluşmalar azalmışsa, yapılacak işler çoğalmışsa, etrafta başka potansiyel adaylar var demektir... Kadın gözünde “yeni bir seçim, yeni bir arayış, iyi olanın kazanacağı yeni bir yarış” başlamış demektir... *** Erkekler, bu durumları genelde farketmezler... Kendileri sözkonusu oldu mu, kadın arayışlarına ihtimal vermezler... Arayışta olanlar hep başka kadınlardır... Onlara pas verenler, müthiş cazibelerinden etkilenen mutsuz kadınlardır... Sevgilileri hırbonun biridir, onu anlamamaktadır ve o kadın da kendisi gibi müthiş bir erkeğe pas vermektedir... Oysa erkek bilmez ki, yanında ya da uzağında beraber olduğu kadın mutsuzsa, hatta mutluysa ama arayıştaysa aynı “denemelerde” bulunacaktır... Bu durumu bir erkeğe anlatmak imkansızdır... Erkek bir taraftan kıskanır... Bir taraftan da kendi yanındaki kadına çapkınlığı konduramamaktadır... Korkusu, özgüven eksikliği, cinsel yetersizlik ezikliği sonucu erkek “kadın çapkınlıklarından” korkar... Daha doğrusu “çapkın kadınlardan” korkar... *** Çapkın kadınlardan korkan erkek, yanındaki kadının çapkınlığının düşüncesine bile tahammül edemez... Onun için kendi sevgilisinin munis, mazbut, prensipleri ve duruşları olan bir kadın olduğuna inanır... Oysa hayatta kimse hele hele bir kadın hiçbir zaman munis değildir... Ancak munis gibi gözükebilir... Hayatta kimse mazbut da değildir... Olsa olsa duruma göre mazbut olabilir... Hayatta prensipleri ve duruşları olan kadın konusu ise alaboraya açık bir konudur... Sevgililerinden bunu bekleyen erkeklerin kadınlar konusunda, “hangi prensipleri ve duruşları vardır ki, kadınlardan duruş ve prensip bekleyeceklerdir...” Bunlar bir aldatmacadan ibarettir... *** Farkındayım... Mutsuzluk ve umutsuzluk aşılamaktayım bu Pazar günü... O zaman küçük bir ipucu erkekler için... Bir kadının aramaları seyrekleşti mi sakın “hayra” yormayın, “şerre” yorun... Bir kadının size ilgisi sonsuz devam ediyorsa, başına en büyük felaketler gelse sizi aramadan edemez... Kısa süreli “yeni bir durum dayatma blöflerinin” dışında uzaktan ya da yakından kontrol etmeden yaşayamaz... İşini, arkadaşını, anasını, babasını bahane ederek seyrekleşmekteyse eğer aramalar... Yavaş yavaş “uzuyor” demektir... Size de “ikilemek” düşmektedir... |
Necati Doğru
ndogru@gazetevatan.com 27.04.2008
Ar damarı çatlamış “Çalık’lamacı” havası!
Çeşitli gazetelerde yazı yazan değerli kalem sahibi
arkadaşlarımız arasında bazıları var ki son günlerde “ar
damarı çatlamış Çalık’lamacı” havası vermeye
başladılar.Yanılıyor değilim. Okuduğumu anlarım. Ne yazdığımı bilirim. Kaldı ki, sözünü ettiğim “ar damarı çatlamış Çalık’lamacı arkadaşlar” çok açık seçik, kelimelerin ve savundukları egemenlerin hakkını vererek yazıyorlar. Çalık’lama nedir? Çalık’lamacı kimdir? Bir gazeteci kimdir? Ar damarı nasıl çatlar? Bunları izah edeyim. Özel sektör bankalarından değil de devlet bankalarından 10 yıl vadeli, 3 yılı ödemesiz libor artı yüzde 4.85 gibi bugünün koşullarında ballı börek sayılabilecek faizle para alabilmeyi başarmış olan ve Başbakan’ın damadını holdinginde genel müdür olarak çalıştırabilen iş adamı Ahmet Çalık’ın “Sabah ve ATV’yi satın alarak mülkleri arasına sokmasına” Çalık’lama denir. *** Kapitalizmle... Liberalizmle.. Özel girişimcilikle... Proje geliştirmeyle... Küreselleşmeyle... Hiçbir ilgisi, tutarlılığı yoktur. “Çalık’lama” yüzde yüz yerli bir yöntemdir; iktidar partisinin başkanı ve Başbakan’ın damadına holdingte iş vermek karşılığında devlet bankalarından uygun şartlarda 750 milyon dolar tutarındaki yüklü bir parayı emerek ve “devletin Katar Emiri ile ilişkisini zenginleştirerek devletin malı olan Sabah Gazetesi’ni ve ATV televizyonunu Ahmet Çalık’ın mülkleri arasına transfer edebilmek”tir. Ayrıntıya girmeyeyim. Sizi yormayayım. Çalık’lama transferdir. Devletin malını... Devletin parasıyla... Devleti kullanarak... Özelin mülküne katmaktır... *** “Çalık’lamacılık” ise “devletin parasıyla devletin malını mülkiyetine geçirme eylemini” görmezden gelip, bilmezden gelip; Shakspeare’in Hamlet adlı oyununda bir babanın oğluna verdiği öğüdü yazmaktır. Shakspeare’e sığınmak. Hamlet’e dayanmak. Çalık’lamacılıktır. Tiyatroya ne gerek var. Shakspeare’e yazık. Hamlet’e zulüm. Hayatı anlat. Hayatta ne olmuş? Ahmet Çalık adlı iktidara yakın iş adamı, özel sektör bankalarından istediği halde tek kuruş alamamış fakat Başbakan’ın damadını holdingine genel müdür yaptığı için devlet bankalarından 750 milyon doları kapıvermiş, devletin malı Sabah ile ATV’yi mülküne katıvermiş. Tartışılan bu! Doğru mu, değil mi? “Çalık’lama” bugünün dünya koşullarında; kapitalizme, liberalizme, özel girişimciliğe, küreselleşmeye uyar mı? Etik midir, kapitalist ahlaka sığar mı? Ar damarı çatlamış. Aydın Doğan da “devletin malı olan Petrol Ofisi’ni sahiplenirken devlet bankasından kredi almış” diye yazarak dosya trampa ediyor. Aydın Doğan’ın defosu varsa, Başbakan’ın damadını, oğlunu, kızını holdinginde çalıştırıyor ya da gazetelerini “iktidar yağcılığı ile yalakalığına alet edip” devlet bankalarından “ballı kredileri emiyorsa” onu da yaz. Durma yaz. Biz Çalık’ı yazıyoruz. Sen de Doğan’ı yaz. Gerçekler görünsün. Gerçekleri yazmayarak, yazarın uydurduğu oyun kahramanı kartondan Hamlet’in arkasına saklanarak; “Kavga istiyorsanız biz de kavgaya varız” demek aslında; “gelin dosyaları halktan gizleyelim, sen benim patronumu görme, ben de senin patronunu görmeyeyim” demektir. Ar damarı çatlaması budur. Ar damarı yırtılmış. Çalık’lama savunuyor. Öbürü de; “Çalık’tan 900 bin YTL “transfer parası” ve çok yüklü aylık maaş almış; “Biz Ahmet Çalık’ı neden devlet bankasından kredi aldın, kredinin şartları nedir diye sorgulamayacağız” diye yazıyor. Ar damarı çatlamış. Çalık’lamacı bunlar. |
Sebahattin ÖNKİBAR Önder Sav'ın Müslümanlığı mı, AKP'nin İslamcılığı mı?
Hacca gitmek isteyen partilisine “Araplara para kaptırma” diyen Sav fütursuzluğunu daha da ileri taşıyarak İslamın Şanlı Peygamberi hakkında da tasvip edilemeyecek bir tutum sergilemişti. Önder Sav, bireysel tercihleri bağlamında elbette sorgulanamaz, ama CHP gibi bir yapının iki numarası da böyle konuşamaz. Önder Bey bu tutumuyla CHP’nin üzerinde onlarca yıldır var olan din karşıtı imajını parlatmış oldu. Dahası, Önder Sav o boşta bulunmayla Deniz Baykal’ın yıllardır iğne ile kuyu kazma misali oluşturmaya başladığı dine saygılı CHP imajına da darbe vurdu. Kuşkusuz bu bir söz kazasıydı ama din gibi hassas bir konuda akbabaların başlarda gezindiğini bilmek gerekiyor. Peki, Önder Bey’in bu sözleri CHP ile irtibatlandırılabilir mi? Hayır... CHP’yi bugün zihniyet olarak temsil eden lideri, yani Sayın Deniz Baykal’dır, ki onun islama olan samimi bağlılığı ve saygısı sadece bayram günlerinde torunlarını camii şerife götürmesi ve o fotoğrafı vermesi ile değil, ayrıca onlarca yıldır eşi hanımefendi ile beraber gösterişten uzak tuttukları ramazan oruçları ile sabittir. Bu satırların yazarı, Baykal Ailesinin Ramazan ayında oruç tuttuğunu ilk kez 1996’da Türkiye Gazetesi’nde yazmış, keza aynı şey Ertuğrul Özkök gibi yazarlar tarafından da defalarca kaleme alınmıştı. Sorarım size, böylesine samimi inanç sahibi lideri olan bir partiye din karşıtı demek en hafifinden insafsızlık değil midir? Önder Sav’ın asla onaylamadığımız o sözlerine rağmen biz AKP’nin İslam’a çok daha zarar verdiği kanaatindeyiz. Evet, AKP sayesinde toplumun büyük bölümü adeta dine karşı bir cepheye sürüklenmiş ve siyasi partiye karşıtlık, inanca karşıtlık şeklini almıştır. AKP yapay din patronajı ile kitleleri refleksel bir konuma sokmuştur. AKP sayesinde din inanç olmaktan çıkıp devlette yükselmenin referası haline gelmiş ve en belirleyici unsur olmuştur. AKP ile beraber İslam inanç olmanın ötesinde BOP gibi emperyal projelerin odağı yapılmış ve de dinlerarası diyalog, İbrahimi dinler gibi reformcu masallarla adeta iğdiş edilmeye başlanmıştır. AKP bu haliyle islama yüklenen yeni misyonun Truva atı konumundadır. Dahası AKP adeta islamı Protestanlaştırmanın ifadesidir. Değilse, sorarım size emparyalizmin AKP muhabbeti nasıl açıklanacak? Okyanus Ötelerinden Kıt’a Avrupasına kapatılma davasına yükseltilen feryatlar nasıl izah edilecek? AKP sayesinde tasavvur dahi edemeyecekleri yüklü maaşlar alan sözde kalemşörleri değil ama bu yapıya körü körüne iman edenlere soruyorum emparyalizmin AKP’ye verdiği sınırsız desteğin hiç mi anlamı yoktur? Yahu bırakın onu bunu, siz Tayyip Erdoğan’ın Irak’ta katledilen yüzbinlerce masum Müslüman için tel’in bağlamında bir söz olsun ettiğini hiç işittiniz mi? İşitemezsiniz, zira Tayyip Erdoğan artık o katliamcıların kumpanyasına dahil olmuş, yani onlarla aynı safta olmayı seçmiştir. Buradan bakınca cevap verin Önder Sav mı islama çok zarar verdi yoksa AKP mi? |